1. Türkiye Arıcılığının Damızlık Sorunu

Türkiye’de koloni başına verim çok düşük

  • Koloni başına ortalama bal verimi Kanada’da 51 kg, Çin’de 48 kg, Avustralya’da 45 kg, Meksika’da 31 kg, Arjantin’de 28 kg, ABD’de 27 kg, Ukrayna’da 26, Etiyopya’da 9 kg dır.
  • Türkiye’de 2010 yılı FAO verilerine göre koloni başına yıllık bal verimi 15 kg.dır.
  • Diğer yandan Türkiye genelinde petekli bal üretimi amacı ile üretim sezonunda kolonilere verilen en az 10 kg., toplamda en az 40.000 ton şeker bal üretiminden düşülürse koloni başına gerçek ortalama bal verimi 5-6 kg.’ a inmektedir.
1. Sadece kuluçkalıkta çalışılan Muğla Arısı arılığı

Arı Irkları Kontrol Yetersizliği Nedeniyle Melezlenmiştir

Gezginci Arıcılık, Bölgeler Arası Arı Ticareti, Yanlış Ana Arı Üretimi ve Yanlış Bölgelere Pazarlanması ile Irklar Arasında Kontrolsüz Melezlenmeler Oluştu.

Gezginci Arıcılıkla Melezlenme

  • Gezginci arıcılık başlamadan önce Türkiye’de Kafkas, Anadolu, Muğla, Suriye ve İran Arı Irkları kendi bölgelerinde yaşıyorlardı ve kendi ekolojilerinde verimli idiler.
  • Her ırk kendi bölgesinin ikliminde ve bitki örtüsünde on binlerce yıl yaşamış, olumsuz iklim şartlarına dayanabilmiş, hayatta kalabilmiş ve bal üretmiştir.
  • Dünya’nın başka bir ülkesinde Türkiye’de olduğu kadar değişik arı ırkları yoktur.
  • 1950 li yıllarda ulaşım imkânlarının gelişmesi ile başlayan gezginci arıcılık sisteminde, arıcılar arılarını nerede taze çiçek varsa o taze çiçeklerden bal üretmeye götürmeye başladılar.
  • Arıcılar daha da ileri giderek bir bölgenin arısını başka bölgeye götürüp orada kışlatmaya başladılar.
  • Bu gezginci arıcılık düzeninde değişik ırkların kolonileri birbirlerini dölleyerek melezlendiler.
  • Şimdilerde yılda üç milyon koloni 3-5 kez yer değiştirerek arıcılık yapılmaktadır. Melezlenmenin boyutu her geçen yıl katlanarak artmaktadır.

Gezginci arıcıların ellerinde 20-30 kuşak melez ve soysuz koloniler bulunmaktadır.

Ek 1: Ortadoğu Arı Irkları
3. Kamyonda gezginci koloniler

Gezginci Arıcılıkla Arı Hastalıkları da Arttı

Gezen koloniler aynı zamanda taşıdıkları hastalıkları da gittikleri yerlerdeki kolonilere bulaştırmaktadırlar.

Çam balı bölgesinde aynı yerde konaklayan binlerce koloniyi bir arada görmek mümkündür. Bu binlerce koloni aynı su kaynağından su almaktadırlar. Bir arılıktaki herhangi bir hastalık yağmacılıkla diğer arılıklara kolayca bulaşmaktadır.

Arı hastalıklarının insan eli ile bulaştırılmasının bundan daha kötü bir yolu bulunamaz.

Ek 2: Türkiye’de Gezginci Arıcılık

Bölgeler Arası Arı Ticareti İle Melezlenme

  • Eylül- Ekim aylarında Çam Pamuklu Koşnili’nin (Basra Böceği) salgısından bal yapan Muğla Arısı erken ilkbaharda Dünya’nın en hızlı gelişen arısıdır. Bu arı ilkbahar ve yaz aylarında bal stoklamaz ve sürekli yavru yapar. Bu arının genetiğinde ilkbahar ve yaz aylarında çoğalma, Eylül ve Ekim aylarında Basra böceğinden bal yapma davranışı oluşmuştur. Bu arı on binlerce yıl böyle yaşamış ve bu yönde evrimleşmiştir.
  • İlkbahar ve yaz aylarında gelişme hızı yüksek olan bu arı, arı tüccarları tarafından satın alınarak Türkiye’nin diğer bölgelerine satılmaktadır. Ancak sadece kendi bölgesine uyumlu olan bu arı satıldığı Anadolu’nun diğer bölgelerinde sonbaharda Basra böceği olmadığı için aç kalmakta ve kışında ölmektedir.
  • 1990 – 2000 yılları arasında, Sosyal Dayanışma Vakıfları, Orman Bakanlığı ORKÖY Kuruluşu ve İl Özel İdareleri tarafından Ege Bölgesi’nden alınan 700 bin koloni Anadolu’ya dağıtıldı. Bu koloniler melezlenmeyi hızlandırdılar ve verildikleri yerlerde iklim uyumsuzluğundan dolayı öldüler.
  • Bu uygulamadan yararlanan sadece arı tüccarları oldu. Bakanlık 2000’li yılların başında bu yanlışı görerek koloni ticaretini durdurdu. Ancak son yıllarda bu istismar tekrar başladı.
  • Ankara İli’nde 1982 yılında 90.000 koloni varken, 1990 yılından sonra kamu desteği ile 5 defa, toplam olarak en az 20.000 koloni dağıtıldı. Şimdilerde Ankara İli’nde toplam sadece 60.000 koloni bulunmaktadır. Başta dağıtılan koloniler olmak üzere Ankara’da kolonilerin %50’si ölmüştür. Bu ölümlerin nedeni uyumsuzluk ve hastalıklardır.

Yanlış Ana Arı Üretimi ve Pazarlama İle Melezlenme:

  • Son yıllarda yılda üretilen yaklaşık 200.000 ticari Ana Arının %80’i genellikle Kafkas Ana x Muğla Baba olarak üretilmektedir.
  • Muğla Baba Melez Ana Arılar da melezlenmeyi hızlandırmaktadırlar.
  • Muğla Baba Melez kolonilerin yaz aylarında bal stoklamadıkları, sürekli yavru yaptıkları ve kendilerini çam balına hazırladıkları bilinmektedir.
  • Muğla Baba Melez Ana Arılı koloniler sonbaharda çam balına götürülmediği takdirde yeteri bal stokları olmadığından soğuk bölgelerde kışı geçirememekte, ilkbahara çıkamamaktadırlar.

Bakanlıktan sertifikalı yüksek miktarda ticari Ana Arı üretimi yapan işletmelerinin kullandıkları üretim materyali kolonilerin orijinlerine göre alanları.

Kırmızı oklar Muğla kolonileri ile çalışan işletmelerin pazarlama alanlarını,

Yeşil oklar Kafkas kolonileri ile çalışan işletmelerin pazarlama alanlarını gösterir.

Üretim Materyali Kolonilere Göre Ana Arı İşletmeleri:

Üretim materyali koloniler (damızlık değil) işletmelerin temel üretim kolonilerini oluşturur. Üretim materyali koloniler Ana Arı üretim işletmesinin bulundurulduğu bölgeden temin edilen kolonilerdir.

Üretim işletmelerinin başlatıcı, besleyici, destek kolonileri ve çiftleştirme kutularında kullanılan çekirdek koloniler bu çevreden temin edilen kolonilerden yapılmaktadır.

Üretim materyali kolonilerin temin edildikleri bölgeler ve kolonilerin orijinleri çok önemlidir.

Bu bölgeler ve koloniler:

  1. Ağırlıkla Muğla Arısı kolonileri İle oluşturulan işletmeler: Genellikle Muğla Arısı kanı taşıyan, başta Muğla ve Aydın olmak üzere Akdeniz ile Ege Bölgesi kolonilerinden oluşturulan işletmeler.
  2. Kafkas Arısı kanı taşıyan kolonilerden oluşturulan işletmeler: Genellikle Kafkas Arısı kanı taşıyan Doğu Karadeniz ve Marmara Bölgesi kolonilerinden oluşturulan işletmeler.

 

Hali Hazırda Kullanıldığı Söylenen Damızlıklar:

Türkiye’de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın tescil ettiği tek damızlık materyal Saf Kafkas Arısı’dır.

Saf Kafkas Arısı’nı kullanan da kullanmayan da kullandığını söylemektedir. Saf Kafkas Damızlıkları kullandığını söyleyen işletmeler ise bu damızlıklardan ellerinde sadece 5 – 10 adet koloni tutmaktadırlar. Ankara’daki birkaç işletme damızlık olarak Karniol ve İtalyan kullandığını beyan etmektedir.

İşletmeler Ana Arı gözlerini bu damızlıklardan larva alıp üretmektedirler. Ana arı gözlerinden çıkan ana arılar üretim materyali kolonilerin ve çevredeki kolonilerin erkek arıları ile döllenmektedirler. İşletmelerde erkek arı kolonileri bulundurulmamaktadır.

5. Erkek Arı kolonisi olmadan döllendirilmeye çalışılan ancak döllenemeyen Ana Arılar

Ana Arı üreticileri üretim materyali kolonilerini ya Muğla Arısı kanı taşıyan kolonilerden ya da Kafkas Arısı kanı taşıyan kolonilerden edinmektedirler. Genelde Akdeniz ve Ege Bölgelerinde üretim yapan ve Akdeniz ve Ege Bölgeleri’nde üretime başlayıp diğer bölgelerde devam ettiren işletmeler ihtiyaçları olan bu temel kolonileri ilkbaharda edinmekteler, sezon ortasında da ellerinden çıkarmaktadırlar. Ertesi yıl yine aynı yöntemi uygulamaktadırlar. Böyle bir uygulama olunca da işletmelerdeki erkek popülasyonun %90’ı Muğla Arısı kanı taşımaktadır.

Yapılan bir çalışmada; 2013 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan ruhsatlı ve faal olan ticari Ana Arı üretim işletmelerinden Muğla Arısı kökenli koloniler kullanarak oluşturulmuş 17 işletmenin toplam üretimi 145.000 adet ticari Ana Arıdır. Kafkas Arısı kökenli kolonilerden oluşturulmuş 9 işletmenin toplam üretimi 40.000 adet Ana Arıdır.

Muğla Arısı Kökenli Üretimin Pazarlandığı Bölgelere bakıldığında:

Karadeniz Bölgesi’nde 2013 yılında 6 ilde yapılan tespitte Artvin’de 5.000, Rize’de 43.000, Trabzon’da 15.000, Giresun’da 20.000, Ordu’da 15.000, Samsun’da 6.000 olmak üzere 6 ilde toplam 104.000 ticari ana arının pazarlandığı görülmektedir.

Karadeniz illerinde kullanılması gereken ve ağırlıkla Kafkas kanı taşıyan ticari Ana Arıların toplam üretiminin 40.000 olduğu bir üretim yapısında Karadeniz Bölgesi’nde sadece 6 ilde 104.000 adet ticari ana arı pazarlanmaktadır. Bu demektir ki Karadeniz Bölgesi’nin 6 iline en az 104.000 – 40.000 = 64.000 adet Muğla arısı kanı taşıyan ana arı pazarlanmaktadır.

Muğla Arısı kanı taşıyan bu Ana Arılar her yıl verildikleri kolonilerin ölümlerine neden olmaktadırlar. Aynı ana arılar melezlenmeyi de artırmaktadırlar.

Burada akla gelen soru şudur: Neden Muğla arısı ile üretilen Ana Arılar Kafkas bölgesine pazarlanmaktadırlar?

Bunun nedeni; Kafkas Arısı kolonileri ile üretilen Ana Arıların üretim maliyetlerinin yüksek olmasıdır. Kafkas Ana Arı maliyetleri Muğla Arısı kolonileri ile üretilen Ana Arıların maliyetinden en az üç kat fazla olmaktadır. Üretim maliyetleri nedeni ile oluşan bu pazar yapısından Karadeniz, Doğu Anadolu, İç Anadolu arıcıları zarar görmektedirler.

Bu yanlış uygulama Ana Arı üretimini ve arıcılığı olumsuz etkilemektedir.

Macahel Arıcılık A.Ş.’nin bölgelere göre Ana Arı pazarlama dağılımına bakıldığında:

Saf Kafkas, Artvin ve Ankara F-1 melezlerinin % 95’i Karadeniz, Doğu Anadolu, Marmara ve İç Anadolu’ya pazarlanmaktadır.

Bu biyolojik adaptasyonları düşünüldüğünde doğru bir uygulamadır.

 

Ankara’da Üretim yapan Bakanlıktan İzinli Ticari Ana Arı Üretim İşletmelerinin Kontrol Raporu:

Ek 4: Ankara'daki Ticari Ana Arı Üretim İşletmeleri Raporu

Yurt Dışından Getirilen İzinli ve Kaçak Ana Arılarla Melezlenme

  • Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yürürlükteki mevzuatına göre Kafkas dahil İtalyan, Karniyol, Buckfast gibi Ana Arıların Türkiye’ye girişi yasaktır.
  • Ancak araştırma amacı ile getirilen yabancı ırkların baba hattı bilinmeyen melezleri bazı kamu kurumları ve üniversiteler tarafından dağıtmaktadırlar.
  • Bakanlık tarafından Ana Arı üretim izni verilmiş bazı üreticiler de bu Ana Arıların melezlerini pazarlamaktadırlar.
  • Bu yabancı ırklar da genetik kirliliği artırmaktadırlar.

Kafkas Arısı Çalıştayı ve Sonuç Bildirgesi

14 –23 Temmuz 2006’da Artvin – Camili’de Uluslararası Kafkas Arısı Çalıştayı yapıldı. Çalıştayın sonuç değerlendirme raporunda yer alan bazı maddeler.

  • Saf ve kullanma melezi F –1 ana arı üretimi yapacak özel ve tüzel kişilere gereken uygun tecritli alanlar tahsis edilmeli.
  • Kafkas Camili yaklaşımı uyarınca Türkiye’de mevcut Kafkas dışındaki balarısı ırk ve ekotiplerinin belirlenmesi, izolasyonu, seleksiyonu ve tescillerlinin yapılmalı ve toplum elinde korunmalıdır.
  • Pazara sürülecek ana arıların üretiminde kalite kriterleri ve denetim esasları belirlenmelidir.
  • Türkiye’ye İtalyan ya da Karniol anaları gibi yabancı ana arıların sıkı bir denetim altına alınmalıdır.

Soysuzlaşma (Melez Çözülmesi)

Bu konuda Muğla Arıcılar Birliği’nin Yayın Organı Arıcının Sesi Dergisi’ndeki “Niçin Yerli Bal Arısı Irkı Kullanmalıyız?” makalesinde biyolog Prof Dr. Aykut Kence şöyle yazmaktadır:

“Türkiye, Dünya ülkeleri içinde bal arısı genetik çeşitliliği bakımından parmakla gösterilebilecek bir zenginliğe sahiptir. Bu genetik hazinenin değerini bilmek ve gelecek kuşaklara aktarabilmek öncelikle arıcılarımızın ve bu konuda çalışan bilim insanlarımızın görevi olmalıdır.

Binlerce yıldır Türkiye’nin farklı coğrafyalarındaki birbirinden çok farklı yaşam ortamlarına flora ve iklim koşullarına uyum sağlamış olan arılarımız bu farklılıklarını bugüne kadar büyük ölçüde koruyabilmiştir.

Ne Kafkas Arısı, ne de Muğla arısı yöreleri değişince pek başarılı olamayacaklardır.

Bunların dışında bal arıları bulundukları bölgenin nektar durumuna göre yavru yetiştirir ve yavru yetiştirmeyi bırakır. Yaşamları bulundukları bölgenin ekolojik koşullarına uyum sağlamıştır. Muğla arısı yazın nüfusunu artırmaya çalışırken, Kafkas Arısı erken gelen kışa göre bal ve yavru üretir. Muğla Arısı sonbahara çam balı için hazırlık yapmaktadır. Onun için Kafkas arısı kış için köşesine çekilirken Muğla arısı çamlarda yaşayan Marchalina hellenica’ nın salgısından çam balı yapmak için sonbahara büyük bir nüfus ile girer. O nedenle soğuk bir bölgede kışlamak Muğla arısı için bir felakettir. Çünkü koloniler yaz aylarında yeterince bal üretememiş buna karşılık bolca yavru üretmişlerdir.

Kafkas ve Muğla arılarının safları bu özellikleri gösterdikleri halde melezler farklı olabilir. Çünkü melezler ilk kuşakta her iki ırkın genlerinden ve kromozomlarından tam bir takıma sahiptirler.

Fakat ikinci ve üçüncü kuşaklarda bu takımlar dağılacaktır. Buna genetikte “Melez Çözülmesi” diyoruz. Bu durumda uyumlu olmayan bireylerden oluşan koloniler yaygınlaşacaklardır. Bu da yerel ırk için bir tehlike anlamına gelmektedir. Çünkü binlerce yılda doğal seçilim yoluyla oluşan uyumlu gen takımları ortadan kalkacak, bir yığın yöre ile uyumlu olmayan gen ortalıkta dolaşarak büyük bir gen kirliliğine neden olacaktır. Ancak ilk kuşakta yeni melezler oluşturarak bu melezlerin üremeleri önlenebilirse başarılı bir arıcılık yapılabilir.

Bizde yerel koşullara uyum sağlamış en azından beş ırk ve bunların pek çok ekotipleri varken bunları ıslah ederek kullanma yerine, yurt dışından İtalyan veya Karniyol ithal ederek kullanmaya çalışmak yerli gen kaynaklarımıza zarar verecek genetik yozlaşmaya neden olacak bir yaklaşımdır.

O nedenle arıcılarımız için en uygun çözüm bulundukları yörenin arı ırkını ya da ekotipini kullanmaktır. Çünkü yerli ırklar bulundukları yöreye uyum sağlamış o bölge için en başarılı ırklardır. Bu uzun vadede yerel ırk ve ekotiplerin korunması açısından en yararlı yaklaşımdır.

Arıcılarımız yabancı ırkların kullanılmasına yönelik reklamlara itibar etmemelidirler. Yabancı ırklar da ülkemizde uyumlu gen takımlarının bozularak genetik bir yozlaşmaya neden olmaktadırlar. Bunda da arıcı birlikleri arıcılarımıza yol göstermeli, kesinlikle yabancı ana ithaline hoşgörü göstermemelidirler.

Bu bizim gelecek kuşaklara borcumuzdur.”

Melez Kolonilerin Verimleri Düşmüştür

  • Ballık dahi kullanılmayan Muğla arıcılığında olduğu gibi koloniler küçüldüler.
  • Koloniler yeteri büyüklüğe ulaşmadan, yani kuluçkalığı bile doldurmadan oğul vermekteler.
  • Yerleşim yerlerinde arı sokmalarından şikâyetler arttı. Amatör arıcılar yerleşim yerlerinin dışına çıkmaya zorlanıyorlar.
  • Gezginci arıcılar meskûn yerlerden çok uzaklara yerleşmeye mecbur kalıyorlar.
  • Ege bölgesinden toplanarak Anadolu’ya dağıtılan ve ölen 700.000 koloni gibi; kolonilerin bölgelere uyumu zorlaştı.
  • Kurak yıllarda ölümler arttı: 2007-2008 yıllarında yaşanan kuraklık nedeni ile %40 – 50 oranına varan koloni kayıpları oldu.
  • Halen yaşıyor olan kolonilere bal üretim amacı ile yedirilen şeker düşüldüğünde 15 kg. olduğu söylenen koloni başına Türkiye genelindeki gerçek ortalama verim 5-6 kg.’a düşmektedir.
  • İleri boyuttaki melezlenmenin verimi olumsuz etkilediğini Prof Dr. Aykut Kence de teyit etmektedir.